Siyasal yaşamda transferler, istifalar, asılsız suçlamalar, söylem-eylem tutarsızlığı, 180 derece dönüşler, amacı aşan ifadeler, toplumsal yaşamda da gizli tanıklık, iftira, etkin pişmanlık, bahisçilik, lotarya düşkünlüğü kişilik zaafların dışavurumudur. İlkesizlik, kişisel beklentiler, ürkeklik, özsaygı eksikliği, onurun manevi bir değer olarak algılanmaması genellikle kişilik zaaflarına yol açıyor. Ülkeye hizmet söylemi de zaafın alalaması oluyor.
Toplumdan yetkili ve gerekli tepkinin gelmemesi hatta toplumun değer yargıları, kişilik zaaflarını körüklüyor. Kişisel davranışların gerekçesi oluyor. Toplumda aşağıda alıntı yaptığımız yaygın birkaç söylem dahi kişilik zaaflarını yansıtıyor.
Ar (utanma) yılı değil kâr yılı. Bal tutan parmağını yalar. Altın anahtar her kapıyı açar.
Bana dokunmayan yılan bir yaşasın. Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz. Bedava sirke baldan tatlıdır.
Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş. Kişilik, karakter zaaflarını yansıtan söylemlerin yaygınlığı, değer yargılarında davranış biçimlerinde sapkınlık, toplumsal bir sorunu yansıtıyor. Kalkınma, değer yargılarının, davranış biçimlerinin değişmesi, daha sağlıklı hale gelmesini de hedefler.
Uygulamada da kişilik, karakter zaafı olanların tercihi, biat kültürüne, buyruklara uymaya, yaranmaya, kuralsızlığa, usulsüzlüğe; takdiri, keyfi kararlara, partizanlığa, yandaş ayrımcılığına belli bir kesimin çıkarlarının korunmasına, savunulmasına yol açıyor. Başarısızlık, itibar zedelenmesi, bu tür davranışların sonucu oluyor. Kişi yalnız kendi saygınlığını, onurunu değil, bağlı olduğu kurumun da saygınlığını, işlevini yitirmesine neden oluyor.
Kurumsal yapıyı da bozuyor. Sorun, yalnız kamu sektörü, siyasal partilerle sınırlı değil, toplumun her kesimi özel sektörde de yaygın liyakat söylemde kalıyor; tercihler farklı yönde oluyor. Yalakalık, itaat tercih nedeni oluyor.
Bu bağlamda kurumun, örgütün başında olan kişinin tutumu, karakteri, kişiliği, tercihlerinde de uygulamalarda da etkili, belirleyici uygulamalarda da etkili ve belirleyicidir; buna karşın kişisel özgüvenleri ve özsaygınlığı olanların davranışları tamamen farklı yönde olur.” İkili oynamak, karşıt söylemler, iki tarafı da destekler gözükmek hem birini hem de karşıtını kollamaya yönelik net olmayan davranışlar da kişilik, karakter zaafının bir göstergesidir. Bağımsız olmayan, güdümlü mahkeme kararı ile bir partiye yönetici, kayyım atanması da o kişinin karakteri, kişilikleri konusunda ipuçları verir. Tercihleri, zaafları olanlar yönünde olmaktadır.
Ahlak, söylemle değil, davranışla, tutumla kanıtlanır. Toplumda tersine seleksiyonla dik duranlar, kişiliği olanlar genellikle dışlanıyor. Toplumun değer yargıları; kuralların, kurumların oluşması, kurallara uyum, işbirliği, güven ülkenin sosyal sermayesini oluşturur.
AKP, örtük Cumhur İttifakı ortak yöneten, döneminde rant uğruna çevresel sermaye yitirilirken partizan, yandaş kollamada sosyal sermaye kaybına uğratıyor. Ülkede insan manzaralarına, davranışlarına bakıldığında Köroğlu söylemi dile pelesenk oluyor. “Muhannet (korkak) başına dar ola/ Bir adamda namus, gayret, ar (utanma duygusu) ola.”