sondakika.com
Son Dakika

Tarikatları dağıtacak bir iktidar lazım!

Önce Süleymancılar, ardından Furkancılar...

Fotoğraf: Cumhuriyet

Önce Süleymancılar, ardından Furkancılar... “Suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamalarıyla iki cemaate de operasyon yapıldı. Süleymancılar cemaati, Süleyman Hilmi Tunahan tarafından 1951’de kurulmuş; Nakşibendiyye tarikatının Müceddidiyye koluna dayanıyor.

Furkan Hareketi ise 1981’de “hocaefendi” denilen Alparslan Kuytul tarafından kurulmuş; resmi olarak Adana’da 1994’te Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nın kurulmasıyla kimlik kazanmış. İnternet sitesinde, herhangi bir cemaat veya tarikata bağlı olup olmadıkları sorusuna doğrudan bağlı olmadıkları yanıtı verilmiş. Operasyonların ardından bazıları, bu iki yapının cemaat faaliyetlerinden çok siyasi iktidara muhalefetle öne çıktığını vurgulayarak “İyi cemaat, kötü cemaat” ayrımını gündeme getirdi.

AKP iktidarının yalnızca tarikatlar ve cemaatler konusunda değil, her konuda kendisine yakın olanları ve işine yarayanları kayırdığına, adaletin terazisini yandaşı olan suçlular yararına olacak şekilde bozduğuna yıllardır tanık oluyoruz. Bu iktidar, dini siyasette araç olarak kullanan her iktidar gibi, kendisine destek veren tarikatları ve cemaatleri de koruyup kolluyor. ‘VAKIF MEDENİYETİ’NDEN YAĞMAYA... Osmanlı Devleti’ni batıran ve geri kalmasının önemli nedenleri arasında yer alan bu çıkar odaklı yapılanmalar, yüzyıllardır insanların inancını sömürüyor.

Osmanlı’da eğitimden sosyal yardımlaşmaya, bayındırlıktan sağlık hizmetlerine kadar kamu hizmetlerinin çoğunu üstlenen devasa bir “vakıf medeniyeti” söz konusuydu. Bunların çoğunluğu farklı tarikatların ve cemaatlerin elindeydi. Çok fazla büyüdüklerinden kumpaslar kuruyor, devlet yönetimi üzerinde etkili oluyorlardı.

Cumhuriyet Devrimi’nin kadroları, laikliğin olmadığı, ümmet birliğine dayanan bir imparatorlukta yayılan tarikatlar ile cemaatlerin topluma zararlarını gördüğü için önce 1924’te Üç Devrim Yasası’ndan biri olan 429 sayılı yasa çıkarılmış; din ve vakıf işlerini yürüten Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine din işleri için Diyanet İşleri Başkanlığı, vakıflar için Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştu. Laiklik karşıtı bu yapıların laik bir devlet sisteminde varlığı kabul edilemeyeceği için 1925’te 677 sayılı devrim yasası kabul edilerek tarikatlar ve cemaatler kapatıldı. Bu, laik devlet ilkesine doğru atılan en yaşamsal adımlardan biriydi.

Fakat siyasetçilerin yasaları sürekli çiğnemesi yüzünden bu oluşumlar, laik devlet ilkesini benimseyen Türkiye Cumhuriyeti’nde de güçlendi; pıtrak gibi yayıldı, din siyasette güç kazanmanın aracı oldu. YASALARI UYGULAYAN YOK! Tarikatlar ve cemaatler, vakıf veya dernek adı altında örgütlenerek holdingleştiler; medyada, birçok sektörde ticareti ellerine aldılar, bu yolla siyasette etki alanları genişledi.

“İktidara karşı olduğu için operasyon yapıldı” bahanesiyle savunulmaya çalışılan Alparslan Kuytul, geçen nisan ayında YouTube videosunda, “Laik eğitimi terk etmeliyiz. Bizde İslam düşmanları istediği için laiklik geldi, İslam’dan kurtulmak istiyorlardı. Laiklikten vazgeçin, İslam’la hükmedin.

Bu 100 yıllık bir suç!” diye bağırıyordu. O zaman cumhuriyet savcıları niye anayasaya aykırı bir düzeni savunan bu kişi hakkında gereğini yapmadı? Adalet Bakanı neden “Kesinlikle dini bir görüşe, cemaate karşı bir operasyon yok, mali yapılanmaya yönelik bir operasyon” dedi?

İKTİDAR, KARŞIDEVRİM TARİKATI OLURSA... Söz ettiğim devrim yasaları, günümüzde hâlâ anayasanın 174. maddesiyle korunuyorsa neden onların çiğnenmesi suç olmuyor? Anayasasızlık döneminde bu sorunun anlamı kaldı mı diyenler olabilir.

Ben sormaya devam edeceğim ve şu tespitlerimi de yineleyeceğim: “İyi tarikat, kötü tarikat” diye bir ayrım yoktur. İçinde hiçbir şekilde demokratik bir sistem olmayan, biata dayalı laiklik karşıtı tarikatlar ve cemaatler “sivil toplum kuruluşu” değildir; yasayla kapatılmış durumda olan bu yapılar tümüyle dağıtılmalıdır. AKP’nin işine yarayanları kollamasının nedeni de uzun zamandır belirttiğim gibi, tarikatlar koalisyonu olarak iktidara gelen bu partinin “KARŞIDEVRİM TARİKATI”na dönüşmüş olmasıdır.

“Taraf olmayan bertaraf olur” demiyorlar mı zaten!

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü