“Siyaset” in toptancı yani “tek” bir dili yoktur. Çetrefilli ve netameli bir konuya el atıp ortamı karıştırdığımı biliyorum; bakalım altından kalkabilecek miyim? Ancak şunu söyleyebilirim ki iktidar ve muhalefetin dili aynı dil olamaz.
Seçmenle konuşurken her partinin dili ve sözcükleri kendine özgü olmak zorundadır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltması AKP’dir (Akepe) ama AKP yönetimi ve yandaş ağızlar ve kalemler “AK Parti” deyişini siyaset sözlüğüne ve halkın ağzına bulaştırmak için ne gerekirse yaptılar ve başarılı oldular. AKP’nin neresi “AK”, neresi pirüpak?
25 yıllık siyasal parti hayatında hangi alanda yüz akıyla başarılı oldu? Hiçbirinde! Aslında tam anlamıyla bir “Kara” Parti!
Sözüne güvendiğim bir arkadaşım YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ’in, Kürt ayrılıkçıların pek sevdiği “Türkiyeli” sözcüğünü kullandığını yazdı. İnanamadım! Ve Google’a “YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ‘Türkiyeli’ sözcüğünü nerede kullandı?” diye sordum.
Aldığım yanıtı birlikte okuyalım: - Parti meclisi (PM) toplantısı öncesi yaptığı açıklamada ve Mersin mitinginde kullandı. - Parti meclisi toplantısı öncesi: 17 Aralık 2024 tarihinde genel merkezde Suriye ve sığınmacı gündemiyle ilgili yaptığı açıklamada bu ifadeyi kullanması kamuoyunda ve medyada tartışma yarattı. - Mersin mitingi: Ocak 2025’te Mersin’de gerçekleştirdiği (yaptığı) mitingdeki konuşmasında da “Türkiyeli” terimine yer verdi. Bu kadarı yeter! Özgür Özel’i kınamaktan başka çarem yok!
“Li” eki köy, mahalle ve kent adlarına eklenir (Mersinli, Mahmudiye Mahalleli, Aslan Köylü) ama devlet adlarına yaygın olarak eklenmez. Gerçi Brezilyalı, Kübalı, Endonezyalı örnekleri var ama bunlar istisnadır. İspanya vatandaşı “İspanyalı” değil “İspanyol” dur, Fransa vatandaşı “Fransalı” değil “Fransız” dır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da “Türkiyeli” değil “Türk” tür. İngiliz gibi, Macar gibi, Yunan gibi, Bulgar gibi... Saidi Nursi ’nin kimliği de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin verdiği “Türk” kimliği idi.
“Türkiyeli” sözcüğü bölücü ve ayrılıkçıların kullandığı bir sözcüktür. Sırası gelmişken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk maddelerini birlikte anımsayalım: Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçedir. Madde 4 - Anayasanın 1’inci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2’nci maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Üçüncü maddedeki “bölünmez bütün” ün evrensel anlamı “üniter” dir yani Türkiye bir “üniter devlet” dir.
Peki “üniter devlet” nasıl bir devlettir, temel özellikleri nelerdir? Üniter devlette “Ülke, millet ve egemenlik unsurları tektir.” Bunu bizim Göde Omar’ın da anlayacağı gibi söyleyecek olursak ülkenin, milletin ve egemenliğin ortağı yoktur. “Millet”, “vatandaş” anlamındadır.
YENİ Parti yandaşları ve yöneticilerinin Türkiye’nin içinde bulunduğu topludurumu (konjonktürü) çok iyi çözümlemeleri ve anlamaları gerekiyor. Bu konuda “Türkiye’nin Sırat Köprüsü AÇILIM MASALI” adlı kitabımın yardımcı olacağını düşünüyorum. Örneğin “Üniter Türkiye’de okullarda Türkçe gibi Kürtçenin de anadil kimliğiyle öğretim dili olabilir mi?” sorusunun (olumsuz) yanıtını 21,22, 23, 24 ve 25. sayfalarda bulabilirler: [Avrupa Birliği’nin “Türkiye İçin Katılım Ortaklığı” metnini devlet de hükumet de vatandaş hazretleri de çok iyi anlamak zorundadır.
Ne diyor söz konusu belge ? “Kültürel çeşitliliğin sağlanması ve kökenlerine bakılmaksızın tüm vatandaşların kültürel haklarının güvence altına alınması. Bu hakların kullanılmasını engelleyen her türlü yasal hüküm -eğitim alanındakiler de dahil olmak üzere- kaldırılmalıdır.” (“Ensure cultural diversity and guarantee cultural rights for all citizens irrespective of their origin.
Any legal provisions preventing the enjoyment of these rights should be abolished, including in field of education.”)] Ben bu yazıda okumalarını salık vermesem ve “Kürtçe Eğitim” başlıklı yazımda yer alan yukarıdaki metni kitabımdan aktarmasam Avrupa Birliği’nin “Türkiye İçin Katılım Ortaklığı” metninde yer alan koşulu öğrenebilir miydiniz? Alçakgönüllü olmaya gerek yok: Kuşkusuz öğrenemezdiniz. Sonuç olarak: AKP ile güreşebilmek için YENİ Parti’nin kendi dilini yaratması gerektiğini söylüyorum: “AK Parti” değil “AKP” diyeceksiniz ve “Türkiyeli” gibi zırvaları ağzınıza almayacaksınız ve R.T.
Erdoğan ’ın ağzından düşmeyen “noktasında” sözcüğüne yasak koyacaksınız.