Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı 2. açılım süreci, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘tavizsiz’ en temel önceliklerinden olarak “Eğitim ve öğretim süreçlerinin ana hedeflerinden” biri olarak belirlenmişti. Yükseköğretim Kurulu da (YÖK), üniversitelerden 2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılış törenleri ve ilk derslerinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin işlenmesini istedi. Geçen hafta açılan okullardan sonra dün bazı üniversitelerde de ders başı yapıldı.
Eğitimciler ise sürecin eğitim ortamına karıştırılmasına tepkili. Üniversitelerin talimatla değil, bilimle yönetilebileceğini vurgulayan Eğitim-İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şube Başkanı Elbey Kale konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuştu. Kale, terörün ve şiddetin son bulmasının, yurttaşların güven içinde yaşaması ve toplumsal barışın güçlenmesinin kuşkusuz herkesin ortak temennisi olduğunu belirterek; üniversitelerin görevinin “belirli siyasi söylemleri öğrencilere aktarmak değil, bilimsel bilgi üretmek, sorgulamak ve özgür düşünceyi geliştirmek” olduğunu ifade etti. ‘YÖNTEMİ SİYASİ YÖNLENDİRME OLMAMALI’ Üniversitelerin, anayasal güvence altındaki bilimsel ve idari özerklik ilkesi çerçevesinde faaliyet gösteren kurumlar olduğunu anımsatan Kale, “Hangi konuların derslerde yer alacağına akademisyenler ve üniversitelerin ilgili akademik kurulları karar vermelidir.
Merkezi bir anlayışla tüm üniversitelere aynı konuda ve aynı içerikte ilk ders dayatılması, yükseköğretimin temel değerleriyle bağdaşmamaktadır. Terör, şiddet, demokrasi, insan hakları, toplumsal barış ve güvenlik gibi konular elbette üniversitelerde tartışılabilir. Ancak bu tartışmaların yöntemi; tek yönlü anlatım, slogan ve siyasi yönlendirme değil, bilimsel yöntem, eleştirel düşünce ve çoğulcu yaklaşım olmalıdır.
Üniversitenin görevi öğrenciye hazır kanaatler sunmak değil, farklı görüşleri değerlendirebilecek bilgi ve donanımı kazandırmaktır” dedi. ‘ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNİN YAKICI SORUNLARI VAR’ aÖte yandan üniversitelilerin yakıcı sorunlarının bulunduğuna dikkat çeken Kale, “Barınma krizi, yetersiz burslar, artan yaşam maliyetleri, nitelikli eğitim olanaklarına erişim, akademik özgürlükler, araştırma altyapısının güçlendirilmesi ve mezuniyet sonrası istihdam sorunları milyonlarca öğrenciyi doğrudan etkilemektedir. Akademik yılın ilk günlerinde öncelikli olarak bu sorunların konuşulması ve çözüm yollarının aranması gerekmektedir. Cumhuriyetin temel değerlerine, laik ve bilimsel eğitime, üniversite özerkliğine ve akademik özgürlüğe bağlılığımız tamdır.
Kalıcı toplumsal barışın yolu da özgür düşünen yurttaşlar yetiştiren, eleştirel aklı güçlendiren ve bilimsel üretimi esas alan üniversitelerden geçmektedir. Bir kez daha vurguluyoruz: Üniversiteler siyasi yönlendirmelerin değil, özgür düşüncenin mekânlarıdır. İlk dersin konusu ne olursa olsun, karar merci bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler olmalıdır” ifadelerini kullandı.