sondakika.com
Son Dakika

Siyasal projeler ve Aleviler - Mahmut Aslan

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor. Silahların susması ve sorunların konuşularak çözülmesi, kuşkusuz bu topraklarda yaşayan herkesin ortak temennisidir. Ancak kalıcı toplumsal barış, tarihi güncel siyasal ittifakların gereksinimlerine göre araçsallaştırarak değil, bütün yurttaşları kapsayan ortak bir hukuk düzeniyle mümkündür.

Son dönemde siyasal söylemlere giren Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi referansları ile “Alevi Rönesansı” söylemi, Alevi toplumunda ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirdi. TARİH SİYASETİN MALZEMESİ DEĞİLDİR tarihsel bellek, güncel siyasetin esnetebileceği bir hamur değildir. Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi ilişkisi, Alevi kolektif belleğinde bir uzlaşının değil, Osmanlı-Safevi mücadelesi dönemindeki ağır baskıların ve trajedilerin çağrışımlarını taşır.

Bu belleği yok sayarak ya da bugünün siyasi gereksinimlerine göre “güncelleyerek” yeni semboller üretmek, barışın toplumsal zeminini güçlendirmek yerine tarihsel yabancılaşmaya yol açabilir. Bu nedenle 31 Ağustos’ta 53 Alevi aydının imzasıyla yayımlanan “Alevi Aydınlar Bildirgesi” önemlidir. Bildirge, 40 yıllık çatışma ve şiddet döneminin sona ermesine yönelik adımları ve demokratik çözüm arayışını olumlu karşılarken Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi referanslarının Aleviler açısından yarattığı tarihsel ve toplumsal kaygıyı açıkça ortaya koydu.

Bildirgede, barış ve kardeşlik adına Alevileri kaygılandıracak hiçbir dil ve söylemin kabul edilemeyeceği vurgulandı. Burada önemli olan, Alevi aydınlarının barışa karşı çıkması değil; tam tersine barışın hangi tarihsel ve toplumsal zeminde kurulabileceğine ilişkin söz söylemesidir. Barış talebi ile tarihsel belleğe sahip çıkmak birbirinin karşıtı değildir.

Üstelik burada önemli bir ayrım da yapmak gerekir. İlk tartışmada DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın bu bağlamda Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi ittifakına ilişkin bir değerlendirmesinin bulunmadığını açıkladı. Ancak 13 Eylül’deki görüşmenin ardından aktarılan açıklamalarda İdris-i Bitlisi değerlendirmesine ve “Alevi rönesansı” kavramına açıkça yer verildi.

Bu nedenle tartışmayı kişiler üzerinden değil, kullanılan tarihsel ve siyasal dil üzerinden yürütmek gerekir. Aleviliğin dışarıdan kurgulanan bir “rönesans” vaadine de gereksinimi yoktur. Hacı Bektaş Veli’den Yunus Emre’ye, Kaygusuz Abdal’dan Şeyh Bedreddin’e, Pir Sultan Abdal’a uzanan güçlü bir düşünsel miras vardır.

İnsan sevgisini, aklı, vicdanı, adaleti ve eşitliği öne çıkaran bu birikim zaten başlı başına büyük bir kültürel mirastır. Mesele Aleviliğin “aydınlatılması” değil, bu mirasın özgürce yaşatılmasının önündeki engellerin kaldırılmasıdır. ALEVİLER KİMSENİN APARATI DEĞİLDİR Tam da burada Alevilerin siyasal özneliği meselesi ortaya çıkıyor.

Alevi aydınların ve kurumlarının tarihsel belleğe sahip çıkması ya da siyasal söylemleri eleştirmesi, başkalarının yönlendirmesiyle açıklanamaz. PKK yöneticisi Mustafa Karasu’nun Alevi Aydınlar Bildirgesi için “Kim yönlendirdi bunları?” ve “sürece karşı sabotaj” ifadelerini kullanması bunun çarpıcı bir örneğidir. Bizi kimse yönlendirmedi.

Bir Alevi aydının kendi tarihine ve belleğine sahip çıkması için başka bir merkezin talimatına gereksinimi yoktur. Alevileri bir siyasi projenin doğal tabanı, yedek gücü veya pazarlık masasının nesnesi olarak görmek, onları kendi sözünü söyleyen yurttaşlar olmaktan çıkarıp bir projenin aracına dönüştürür. Aleviler kendi sözünü söyleme, kendi itirazını yükseltme ve kendi geleceği hakkında karar verme iradesine sahip siyasal öznedir.

Ne güdümlü bir projeye sığarlar ne de bir siyasal hareketin stratejik aracına dönüşürler. RÖNESANS DEĞİL, YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ Alevilerin temel talebi soyut bir hoşgörü değil, somut ve gerçek yurttaşların eşitliğidir. Alevi hareketinin uzun yıllardır öne çıkardığı eşit yurttaşlık talebi, yalnızca Alevilerin değil, demokratik toplum düzeninin de temel meselelerinden biridir.

Bu mücadelenin somut karşılıkları bellidir: Cemevlerinin ibadethane statüsünün güvence altına alınması, zorunlu din dersleri uygulamasının sona erdirilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mezhep merkezli yapısının değiştirilmesi ve kamu yönetiminde mezhepsel ayrımcılık ile kayırmacılığın son bulması. Hukuki eşitlikle fiili eşitlik aynı değildir. Kamu görevlerinde mezhep, cemaat veya tarikat bağlantılarının liyakatin önüne geçtiği yönündeki eleştiriler, yalnızca Alevilerin değil, bütün yurttaşların meselesidir.

Laikliğin olmadığı bir barış eksiktir. Hukuki ve fiili eşitlikle güvence altına alınmayan bir çözüm ise kalıcı olamaz. GELECEĞİMİZ ORTAKTIR Bu süreci yalnızca Türkiye’nin iç dinamikleriyle açıklamak da eksik olur.

Ortadoğu’daki dönüşümler, bölgesel ve uluslararası güçlerin hesaplarından bağımsız değildir. Kürt meselesi, Suriye, Irak ve İran birbirinden kopuk değildir. Dış aktörlerin çıkarlarını görmek gerekir.

Ancak her gelişmeyi “dış güçlerin planı” olarak açıklayan kolaycılığa da düşmemeliyiz. Türkiye kendi geleceğinin öznesi olmalı, kararlarını demokratik hukuk devleti ve ulusal egemenlik temelinde vermelidir. Türkiye’nin gerçek meselesi yalnızca kimlikler değildir.

Hukuksuzluk, cezasızlık, demokratik kurumların zayıflaması ve ekonomik yoksullaşmadır. Kürdün de Türkün de, Alevinin de Sünninin de ortak sorunudur bunlar. Aleviler kendi tarihlerini ve hafızalarını savunurken Türkiye’nin ortak geleceğinden vazgeçmiyor.

Aleviler bugüne kadar kimsenin arka bahçesi olmadılar. Ne siyasal İslamcı devlet yönetiminin vitrini olmayı kabul ettiler ne de başka bir siyasal projenin aparatı oldular. Gereksinim duyulan şey yeni kimlik mühendislikleri veya lütfedilen vaatler değil; herkesin eşit, özgür ve güvencede olduğu laik ve demokratik bir Cumhuriyettir.

Tarihsel belleklerimiz farklı olabilir; ama geleceğimiz ortaktır. Türkiye’yi bölerek değil, cumhuriyetçi bir yurttaşlıkta buluşarak barışabiliriz. MAHMUT ASLAN PİR SULTAN ABDAL 2 TEMMUZ VAKFI YK ÜYESİ

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü