sondakika.com
Son Dakika

Almanya: Sol Partili Elif Eralp Berlin Eyalet Başbakanlığına yürüyor

Berlin Eyalet Parlamentosu seçimlerine 6 hafta kala Sol Parti, yüzde 21 ile ilk sıraya yükseldi. Konut krizini, kiraların yüksekliğini ve hayat pahalılığını kampanyasının merkezine yerleştiren Elif Eralp de, Berlin’in ilk Sol Partili ve Türkiye kökenli Eyalet başbakanı ve belediye başkanı olmaya…

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Berlin’de 20 Eylül’de yapılacak Eyalet Parlamentosu seçimleri öncesinde Berlin'in önde gelen gazetelerinden Tagesspiegel adına Civey araştırma şirketinin yaptığı kamuoyu yoklamasında Sol Parti yüzde 21 ile ilk sıraya yerleşti. CDU yüzde 19’da kalırken AfD'nin oyu yüzde 18, Yeşiller'in yüzde 17, SPD'ninki ise yüzde 12 olarak ölçüldü. Hür Demokrat FDP ve iki yıl önce Sol Parti'den ayrılan Sahra Wagenknecht İttifakı yüzde 3’er oyla seçim barajının altında kalıyor.

Anketin CDU açısından en dikkat çekici yanı, görevdeki eyalet başbakanı Kai Wegner’in aday olmayacağını açıklamasının partiye beklenen ivmeyi kazandırmaması. Sol Parti ise bir önceki Civey araştırmasına göre 2 puan yükseldi. Soıl Parti Temmuz başında da Infratest dimap tarafından yapılan araştırmada yüzde 20 ile birinci sırada yer almıştı. Partinin yükselişinin anlık değil, aylara yayılan bir eğilim olduğu genel kanul görüyor.

Bu tablo, Berlin siyasetinde yıllardır CDU ile SPD arasında el değiştiren Eyalet Başbakanlığı için yeni bir ihtimale güç kazandırdı: Sol Parti’nin adayı Elif Eralp Kızıl Belediye Sarayı’na çıkan merdivenlerin başına yerleşti.

1981 Münih’te doğumlu hukukçu Eralp, 2021’den bu yana Berlin Eyalet Parlamentosu üyesi. Türkiye’deki 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Almanya’ya gelen sosyalist ve sendikacı anne babanın kızı Elif Eralp, şimdi yaklaşık 3,8 milyon nüfuslu Berlin’in yönetimine talip.

Eralp’in adaylığı yalnızca göçmen kökenli bir siyasetçinin yükselişinden ibaret değil. Kampanyasının ağırlık merkezinde kent ve eyaletin büyük çoğunluğunun sıkıntısını çektiği konut sorunu, artan kiralar, pahalı toplu ulaşım, sosyal hizmetlerin yetersizliği ve kenti yaran derin gelir uçurumu var.

Ortak maddi ihtiyaçlar etrafında birleşmek

Surplus dergisine verdiği söyleşide, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin kampanyasından çıkardığı en önemli dersin farklı toplumsal kesimleri kimlikleri üzerinden ayırmak yerine ortak maddi ihtiyaçlar etrafında birleştirmek olduğunu söyledi. Berlin’de de kiracıları, öğrencileri, emeklileri, göçmenleri ve düşük ücretlileri konut, ulaşım ve hayat pahalılığı başlıkları altında bir araya getirmeyi hedefliyor.

Sol Parti’nin üç görünür vaadi kira artışlarının sınırlandırılması, toplu taşımanın ucuzlatılması ve Berlin’in gündelik yaşamını aksatan çöp ve temizlik sorununun çözülmesi ve Eralp’e göre bunlar belirli bir seçmen grubunun değil, kentte yaşayan hemen herkesin sorunları.

Eralp’in programının en iddialı yönünü konut politikası oluşturuyor. Sol Parti, kamuya ait konutlarda kira artışlarının sınırlandırılmasını, fahiş kira isteyen ev sahiplerine karşı daha etkili denetimlerin getirilmesini ve büyük emlak şirketlerinin konut stoklarının kamu mülkiyetine geçirilmesini savunuyor.

Berlinliler, 2021’de yapılan halkoylamasında elinde 3 binden çok konut bulunduran şirketlerin kamulaştırılması yönünde oy kullanmıştı. Buna karşın, referandumun sonucu uygulamaya konulmadı. Büyük şirketlerin elindeki konutların toplumsallaştırılmasını belediye başkanlığının doğrudan sorumluluğu kabul eden Eralp bu kararı yeniden gündemin merkezine taşıyor.

Surplus söyleşisinde kullandığı “Konut bloklarını geri alacağız” sözü kampanyanın en çarpıcı sloganlarından birine dönüştü. Eralp, kamuya ait yaklaşık 400 bin konutta uygulanacak kira tavanının Berlin’in tüm kira piyasasını aşağı çekebileceğini savunuyor.

Bu yaklaşım, onu yalnızca Hristiyan Demokrat CDU’dan değil, olası koalisyon ortağı SPD’den de ayırıyor. SPD’nin adayı Steffen Krach kira denetimlerini ve kamunun konut üretmesini desteklese de büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılmasına mesafeli. Krach bunu “kırmızı çizgi” olarak tanımlarken, Sol Parti referandumun uygulanmasını herhangi bir hükümete katılmanın temel koşullarından biri olarak sayıyor.

Dolayısıyla seçimden Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonu olasılığı çıksa bile hükümetin kurulması garanti değil. Kamulaştırma, bütçe politikaları ve güvenlik, koalisyon görüşmelerinin en sert başlıkları olacak.

Eralp’in kampanyasının canlılığını yalnızca anketlere yansıyan bir şey değil. Tagesspiegel’in Kreuzberg’deki Maybachufer pazarından aktardığı izlenimlerde, Eralp’in yolda yürürken sık sık durdurulduğu, çevresini saranlarla konuştuğu ve kısa bir mesafeyi almasının bile çok uzun sürdüğü, anlatılıyor.

İlgi özellikle Kreuzberg ve Neukölln gibi göçmenlerin, işçilerin, öğrencilerin ve kiracıların yoğun yaşadığı semtlerde hissediliyor. Eralp’in Türkiye’den siyasi göçle gelen bir ailenin çocuğu olmasının, Türkiyeli ve Kürt topluluklar açısından güçlü bir sembolik anlamı var. Ancak Elif Eralp kampanyasını yalnızca göçmenlerin adayı olmakla sınırlamıyor; Berlin’in bütün kiracılarını, ücretlilerini ve kamusal hizmetlerden yararlananlarını temsile talip olduğunu da vurguluyor.

Kendisi gibi birinin Berlin’in en yüksek yöneticiliğine aday olmasının kimi seçmenlere hâlâ olağan dışı göründüğünü anlatan Eralp, bu şaşkınlığı kırmayı da siyasal hedefleri arasında görüyor.

Bu temsil meselesinin sınırları da var. Berlin’de uzun yıllardır yaşayan yüz binlerce yabancı, Almanya ya da Avrupa Birliği yurttaşı olmadıklarından eyalet seçimlerinde oy kullanamıyor. Eralp bunu demokrasinin temel açıklarından biri olarak görüyor ve kentte belirli bir süreden çok oturanlara seçim hakkı tanınmasını savunuyor.

Eralp, Berlin’deki Onur Yürüyüşü’ne yönelik saldırının ardından başlayan tartışmalarda, siyasal İslamcılığın yarattığı tehdidin hafife alınmaması gerektiğini savundu. Buna karşılık, bu tehdidin bütün Müslümanları ve göçmenleri hedef alan politikalara gerekçe yapılmasına da karşı çıktı.

Yaklaşım, güvenlik ile temel hakların birbirinin karşısına konmadığı bir çizgiye dayanıyor: Somut tehditler karşısında önlem alınmalı, ancak topluluklar hep birden şüpheli ilan edilmemeli. Bu tutum, göç ve güvenlik tartışmasının AfD’nin belirlediği zeminde yürütülmesine karşı Sol Parti’nin geliştirmeye çalıştığı yanıtı da özetliyor.

Sol Parti neden yükseliyor?

Sol Parti’nin Berlin’de birinci sıraya çıkışı yalnızca Eralp’in kişisel performansıyla açıklanmıyor. Parti, 2025 federal seçimlerinde de Berlin’in en güçlü partisi olmuştu. Federal düzeydeki toparlanmasını Berlin’in kendine özgü toplumsal sorunlarıyla birleştirdi.

Kentte kiralar ücretlerden daha hızlı artıyor; uygun kirayla konut bulmak giderek zorlaşıyor. Toplu taşıma, okullar, belediye hizmetleri ve kamu altyapısındaki sorunlar gündelik hayatı doğrudan etkiliyor. CDU-SPD hükümetinin bütçe kesintileri, kültür, gençlik, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarında da tepki çekiyor.

Sol Parti bu ortamda soyut bir ideolojik söylem yerine seçmenin her ay ödediği kira ve ulaşım faturası üzerinden kampanya yürütüyor. Uzun süredir mahalle düzeyindeki kira mücadeleleriyle kurduğu ilişki de yükselişinde rol oynuyor.

Buna karşılık SPD, tarihsel olarak yönettiği kentte yüzde 12’ye kadar geriledi. CDU aday değişikliğine rağmen ivme kazanamazken, Yeşiller yüzde 17 ile yarışın güçlü aktörlerinden biri olmayı sürdürüyor. AfD’nin yüzde 18’e ulaşması ise Berlin’in kozmopolit yapısının aşırı sağın yükselişine karşı kendiliğinden bir güvence oluşturmadığını gösteriyor.

Birincilik belediye başkanlığını garanti etmiyor

Berlin hem kent hem de federal eyalet statüsünde. Seçmenler eyaletin yasama organı olan parlamento üyelerini seçiyor; parlamento da eyalet başkanlığını da üstlenen belediye başkanını seçiyor. Dolayısıyla Sol Parti’nin birinci çıkması, Eralp’in otomatik olarak belediye başkanı olacağı anlamına gelmiyor.

Eldeki araştırmalar Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşacak bir sol koalisyonun çoğunluğu elde tutacağını gösteriyor. Ancak SPD’nin kamulaştırmalara itirazı ve Yeşiller’in CDU ile koalisyona da açık olması, seçim sonrası pazarlıklarını belirsizleştiriyor.

Seçime 6 hafta kala partiler arasındaki farklar küçük ve bazı araştırmalar AfD’yi ilk sırada gösteriyor. Yine de birbirini izleyen iki önemli ankette Sol Parti’nin öne çıkması, Eralp’in belediye başkanlığı olasılığını varsayımsal bir senaryo olmaktan çıkardı.

Berlin seçmeni 20 Eylül’de yalnızca yeni bir eyalet hükümeti seçmeyecek. Sonuç, yüksek kiralara ve kamusal hizmetlerdeki gerilemeye karşı kent ölçeğinde kurulabilecek bir sol çoğunluğun da sınavı olacak. Eralp kazanırsa Berlin ilk kez Sol Partili ve Türkiye kökenli bir kadın tarafından yönetilecek.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü